Kayıtlar

#turnusol etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dönmeyen Devran

Resim
İmrenmeyin Yaldızlıdır yalnızlığım Ne sandınız! Sızlanmak acizlere yaraşır. Neler yaratır Yaradan Hikmetinden sual olunmaz Kul ağlanmaz! Kula, kulluk yakışır Orta Çağ’da kitabeler yazıldı okunmasa da Yeni Çağ’da tümüyle aydınlandı yerküre İnanmam, safsatadır söylenenler Olur muymuş öyle şey Yakın Çağ’da hiç insan mı yakılır? Ne yana bilmem ama eğimlidir şiirler Şairler sıklıkla meyillidir acıya Ve dünyayı bir uzaylı kurtarabilir ancak Yol verin kök salmaktan bunalabilir herkes Belli ki gitmek istiyor adamcağız Acıyın, insaf edin hancıya Akıl durunca  Din bir ırmak misali akar ince ince İnsanlar değil miydi vaktiyle putları da kıranlar? Demek ki sabredince oluyormuş Zamanla doğru yolu buluyormuş düşünce Düşününce haksızlığı gücüme gidiyor yaşamak Tutsaklığıysa düşünmek bile istemiyorum Yaşlanmak istiyor delirircesine hücrelerim Ne güzel oluyor yaşıyorken ölüme susamak Ne zaman ümidimi kaybetsem  Kucaklıyor içimi yüzü ışıldayan güneş Işığını görür görmez Umut dostça doğuveriyor ...

Belki Yaşarım Ben De

Resim
Dünya dapdar bir gömlek üzerime.  Giyinemedim hiç.  Usta bir terzi çok uğraştı genişletmek için.  Annemden hatıra hüzünlerim pile yaptığından  Kilo aldım.  Olmadı.  Açın bu dikişleri şık durmadı üzerimde.  Yeniden işleyin beynimi.  Yeniden, yeniden, yeniden.  Kötü hatıraları silin belleğimden.  Acıya katlanmak çok zor.  Artık dayanamam!  Yalvarırım size bu kez kanserden ölmesin annem.  Unutturun.  Çünkü bilmek istemiyorum.  Ergenliğimden ezber ettim.  Hep soğuktur, küçüktür, hüzünlüdür  Hastane odalarındaki refakatçi sandalyeleri.  Çok iyi bilirim.  Merhamet başka bir şeydir.  Soğuk kış günlerinde hükümlülerin sevkinde  Hükümlülerden daha çok üşür gardiyanların elleri.  Açın dünyanın pervazlarını.  Kabıma sığamıyorum.  Genişlesin genişleyebildiği kadar coğrafyalar.  Çağdaş bir anayasa tutsun ellerimiz.  Özgürlüğü kazıyın hafızama.  Görmedim.  En azı...

Maaile

Resim
Ne güzel,  Gün geçtikçe daha iyi öğreniyoruz Sorunlarımızda boy vermeyi Sınanmaktan usanmışken Kendi yaralarımızı sarmayı da ihmal etmiyoruz Gül gibi, ölü gibi, deli gibi geçinip gidiyoruz toplumca Muhtelif yerlerinden eşitlik şiirleri uydursun dursun şairler, Artık ne gereği varsa! Oysa, hiç fena olmazdı her pencereye güneş değse Aramızdaki soğuk mesafeleri Uzlaşarak kaldırsak kalplerimiz kırılmazdı Hatta ne hoş olurdu kuralsız sokaklar Hırpalanmazdı da kimsecikler boş yere Ama yine de herkes hâlinden memnun Güllük gülistanlık yaşıyoruz sefalet kokan evimizde, Dertsiz, tasasız, maaile.

Diriliş Marşı

Resim
Ayıplanmasın imtiyaza prim tanımayışımız Yadırganmasın biz ilkokul sıralarında bıraktık sınıf ayrımını ’’3-A’’ ’’5-C’’ gibisinden... Ve her nedense ısrarla büyümek istemezken Bozuldu evciliklerimiz Acılar nezaretinde zorla büyüttüler bizleri; Büyüdü bir nesil, büyüdü sezgilerimiz. Bugün, geçmişte, okul çıkışlarında yaptığımız üzere Siyah önlüklerimizle doğru haylazlık yapmaya koşmuyoruz Kaygısını yaşıyoruz gelecekteki günlerin, kayıplarımız var, yasındayız Sorumluluğunu taşıyoruz kollarımızda ölenlerin Ve her şeye inat kararlılıkla yürüyoruz emin adımlarla Soldan soldan, aymaz değiliz Ayırdındayız haksızlığın, hırsızlığın ve kan emici sömürünün Şimdi lüzumsuz yere evham yaratmasın boşboğazlar Çünkü asla zararımız dokunmayacak kimseye Her gün tüketmeye kalkışsa da bizi bu karalayan kampanyalar Er geç bitecek düşünceleri zalimce linç eden bu zulüm, Er geç bitecek, düşünceleri zalimce piç eden bu zulüm.

Devlet

Resim
Yapışmışız devlet ananın muhafazakâr göğsüne Yıllardır emiyoruz da gıkı çıkmıyor Yüreğinde zaruri bir şefkat   Kapışmışız alanlarda mazlumların namına Emekçi mahiyetinde Sırtımızda ağır bir gürz darbesi Sol yanağımızda saçma sapan bir tokat   Çekilip köşemize Usluca kapatmışız dosyamızı Ve kaybetmişiz hükmümüzü saçak altlarında titrerken. Sen iyisini, en iyisini bilirsin Mühür sende devlet   Gürül gürül marşlarıyla direnişçilerin yıprattığı Haydut denizin sığ sularına Cılız bir kelime dökülüyor toplum nehirlerinden: -Feryat, feryat, feryat!-

Gurbet

Resim
Uğraşmayın anlayamazsınız Akıl ermez ölümcül yalnızlığıma. Kurtulmak için yüksünen karanlığımdan Mazbut adımlarımı kararlılıkla atıyorum kalabalıklara Dışarısı hazin bir gurbet, İki sokak ötesi yabancı Hiç kimseyi sevmez mi insan, Sevmez mi cumartesi günlerini, Yaz yağmurunu, Baharda yeşeren bir ağacı? Nerden bileceksiniz Belirsiz bir hüznün kiracısıyken Acı acı gülümsüyorum  Ağlarken içim Hiçbir ''boş'' almıyor doluluğumu İstemesem de nereye gitsem oralı oluyorum Neremi yenilesem oradan eskiyorum Bininci el eşyayım bit pazarlarında Doyduğum yerlerden bıktım Doğduğum yerleri özlüyorum Duvarlarıma hapsolduğumda Ağır ağır çekiliyor kanım, Lambam darağacındaki İdamlık mahkûmlar gibi sallanıyor Pencereler düşmanım Hasret geceleri nüks ediyor kalbime Beni tüketiyor bu herkese yabancılık Yakınım bellediklerimin göstermelik Suni teneffüsleri de özlemlerime yetmiyor artık Galiba, ölüyorum.

İntihar

Resim
Çoğunuz denk gelmişsinizdir belki Balkondan fazla sarkamam ben. Dürüst esnaf kantarlarında Bir ton çeker  Beynimin içindeki düşünceler Maazallah, çok eğilirsem Çekiverir adi kaldırım taşları aşağıya Yaşamayı da sevmeyişimden Ölümüme intihar derler.

Az İleriye Taşındık

Resim
Sonsuz göz, haya zırvalayan sandalyeler gibi Bakıyor Orta Doğu'ya Bi zahmet biriniz olsun görün artık yapay kan gölünü Kılıç balıkları denize dökülüyorlar oradan Akdeniz'e Kapkara bir utanç denizine... Dram geldi sınırımıza dayandı Ama vicdan nemize gerek? Boşuna zahmet edip çalmayın kapımızı Topyekûn yerdiğimiz Batı'ya döndük yüzümüzü Az ileriye taşındık Hiçbirimiz yokuz evde.

Lodos

Resim
Herkes çeksin elini şöyle bir İncedir bu hesap, Bu kavga benim kavgam Bu dava benim davam Mesele memlekettir, Eşitsizliktir terazi kefelerindeki Mesele yokluktur Mesele yaşamakta zorluk... Mesele insan. Ne çektik cepte para yokken Açken, Sefilken, Çaresizken... Mesele bu değil Kuyruğu dik tutmak mesele Buz gibi bir evde uyumak Titreyerek yatarken Razıydık razı olmasına da fırtınaya Ters bir rüzgâr esti ismi: Lodos Geri tepti yalanlar bacalardan Gafil avlandık Uyku; fırsatçılara verilen ödül, Uyuyorken öldük ülkece, Ölüm hiç hesapta yokken.

Piyango

Resim
Ben vardım hep, Siz yokken de vardım Hep vardım ben Şehirler kurulmazdan önce  Telefon kulübesiydim Cep aynasıydım cam daha bulunmamışken Nedense yüzeysel yaşıyorken En anlamlı kavgalarımı bile Bilmiyorum hangi hakla Başkaldırının çocukluğuna indim En akıllısıydım delilerin, Karanlığa fener tutan bir bekçi... Tüfekçiydim yenilmezler ordusunda, Savaş meydanlarında Top atsalar yıkılmaz bir devdim Varlığım silinmek üzereyken Yoklama defterlerinden Ta ötelerden adımı tamlamaya geldi Oylumlu bir yağmur Kendim dahil Dünyalarcasına nefret ederken her şeyden, Giderayak, Hiç değilse suyu bari sevdim. Başkaca, Üstelik sarhoş bile değilken Yıldıztepe sırtlarında Neredeyse aklımı tümden yitiriyorken Az kullanılmış göğü sattılar bana Sevinçten delirdi gönlümün çilekeş mavnaları Parladı renkleri solgun elbiselerimin Taparmışçasına sözümü dinledi herkes Şuursuzca kollarımda büyüdü travmalar Fikirlerimin odaları değerleniverdi birden Artık her yerin en zengini bendim.

Evler

Resim
  Evler var Dışları renk renk İçlerini bilmem       Kimseciklere gitmişliğim yoktur       Evler var Seziyorum Koridorlarına mavi hapsolmuş Odalarında; Nem intizar keder Evler var, yakılası evler       Umut kalmayınca yaşamak zordur.                            

Bay Değişik

Resim
Haberiniz yok sizin Çocukluğum kayıp bir gezegen Canı sıkılınca aranır gezginler. Bazen hatırlar gibi olurum yalnız Bir dünya vardı gövdesi küçük Ve insanlar vardı, tertemiz Avutulanlar bilmezler Herkes imzasıdır babasının sikinin Ve ayağımıza taş değse suçlu annemiz Küçüktüm Bir bahçe vardı oynardık gülüş cümbüş Sonra kederi vardı akşamların uçsuz bucaksız Böyle telaşlarda yittim ben işte Tarifsiz adamlar aldı aklımı Acıktım Borç yaptım bakkala Pazarda kaybettim kendimi Çıkmazlarda buldum Buluş o buluş... Bitkinliğime rağmen Yine de arada şarkı söylerim neşeliyken Param olunca pavyona giderim Ruhu duymaz kimsenin Davet gerekmez masama kadınlar gelir Kadınlar, yapış yapış. Aşka inanmam Ve şansım yoktur hiç varsa şayet öyle bir şey Puşta inanırım ama düşünmeksizin Ve sürekli kazanmaksızın kaybederim İsyan teğet geçer fıtratımı Üzülmem beyhude, bilirim Çünkü kaybetmekten ibarettir kaderim. Hiç değişmez mi insan? Ne zaman koşullar sıralandı önü...

Olay Yeri Girilmez

Resim
Basitleştirilmiş kişiler atlasında Herhangi bir kişi bile değilken, İki memur, Devlete dayalı sırtlarıyla Kudurabilme ihtimalime karşı Karantinaya aldılar beni. Neyi düşüneceğimi bilmeden Günlerce kör karanlıklar içinde kaldım Sonra, tahsilli insanların Canlarının istediği zaman salıverildim Çöpmüşüm gibi bakışlarıyla aşağıladı hasta bakıcılar Utancımdan ölüyorum sandım. Nice akılsızın havladığı Meydanlarda dolaşırken Derin derin düşündüm Yoksulların neden ağladığını Delirme ihtimalimin belirdiği Şüphesiyle alıkonuldum Aklımın ücrasındaki yılkı atlarına Kement attılar Özgürlüğüm o gün alındı ellerimden Adım başı dayak yedim Çok geldiler üzerime Vurdular, kırdılar, daralttılar. Kendimi aklamak için Suçlamak yerine devleti Geçmişimi süngerledim, bir güzel. Düşüneceğim ne varsa unuttum Kuruttum öfke ormanımın ağaçlarını Bildiğim hâlde sustum Adını anmadım en yaman hırsızların Öldüresiye haksızlığa uğrarken bile Üniformalılara hiç bağırmadım Bir kez ...

Bir Cuma Günü

Resim
Jilet, Zıpkın gibi bir geminin Evladı olmalı Ustasıymış işinin Hiç canımı yakmadı Bileklerimi doğrarken Yoğun su altında Aldım ölüm kararımı Sulu boya paletindeki Sulandırılmış kırmızıya Döndü kanım Yaşamım Ayaklarımın altından Akıp gitti banyo giderine Tıkandı rögarlar İnce düşüncelerimden İnsanlara vermiş olduğum Son rahatsızlıktır bu, Özür dilemiyorum Hiç kimseden Durup dururken Kimin aklına gelir ki Yıkanırken ölmek? Gerçi paltosunun önü Hep yanlış ilikli, Yarım akıllı Ve aldanmaya ezelden gönüllü Bir adamın Normal olamazdı ölümü Kaskatı bulmuşlar cesedimi, Ölmüşüm Kınadılar ve apar topar Gömdüler bir cuma günü.

Ömrümün Ölünecek Çağları

Resim
Çok oldu yörüngelerimin düzleminden sapalı Vapurları kaçtır kaçırdım işim karşıdayken Az olsa da inancım mahyaları sevdim ama İsterim ki sırf bu yüzden günahlarımı bağışlasın Tanrı Burnumun ucunu göremezken Gördüm, Kapanan köy yolları dinsiz ulağıymış esaretin Hürriyeti neresinde yakaladıysam yakaladım ömrümün Anladım, Baharın müjdecisiymiş toprağı yaran papatyanın sarısı Eskimiş bir sedirin özeti gibidir yüreğim Derinleri kıymetlidir fakat Güneşi gibidir kışın Eş değerdir yıllanmış bir şarapla Ve arabı gibidir en mutlu fotoğrafların Yüreğim eskimiş bir sedirin özeti gibidir Acıyacaksanız ona acıyın. Bir avuç mutluluğa açken bıçkın gençliğim Yolumda serviler boyunca uzadı sıkıntılar Gücüm tükense de Küflü bir Dünya'yı parlatmaya çabaladım ama Toy boynum boy aynalarında çırılçıplak göründü Sığlarında çırpındım kirli suların Yaşım, başıma bela Sağlam şairlerin şiirken öldükleri çağdayım.

Sarışın

Resim
Uzun zamandır güneşi almıyorum evime Gözlerimi kamaştırıyor ışığı Aşığı oldum karanlığın Koyun koyuna yatıyoruz miskince Düşüncelerimi çarşı iznine çıkartıyorum Kararlıca atlayıp gidiyorlar eşiği Makul yaşantımda Sahne sırası Ay'a gelince Sarışın kadınlar alıyorum evime, gizlice Odalarımda ateşler yanıyor İliklerime kadar ısınıyorum Sıcaklığı, yalnızca sarışın kadınlarda seviyorum.

turnuSOL

Resim
Çabuk evrildik Çoğu şarkılaştı şiirlerin Bakışlar uzak artık samimiyetten, Başkalaştı Davetsiz süzüldü bahçemize zaman İp atladı çocukluğumuzla, seksek oynadı Yapraklar sarardığında acı sonu hatırlattı sararmak Yaşama umudumuz sönmesin diye kar yağdırdı Tanrı Yaşamdaki her şey değişik şekiller aldı Değişik şekiller verdik Yüne, kumaşa, taşa-toprağa ve hatta demire ve çeliğe Devrimsel bir başkaldırı değişim Bulaşıcı bir hastalık, aldı esaretine İyiler kötülüğe bulaştı, Kötüler iyiliğe... Şimdi kocaman bir turnusol kâğıdı dünya Acıyla yoğrulduğumuzda kırmızıya Hazla temasımızda maviye dönüşüyoruz, hızla Biteviye hiç sıkılmadan koşar adım yürüyoruz adice, adiliğe.

Kapılar

Resim
Sana gelmek fikrinden Aklımı haberdar etmeden ç ıkıyorum yola Heyecanla arıyor parmaklarım taksinin arka kapısını Ellerimin ayasında sıcaklığı pişmanlığımın. Gece, bize öykünmeyi koymuş kafasına Yıldızlar camlarına panjur çekiyorlar Gözlerimin aynasında nankörlüğünü görüyorum Nankörlüğün ki; En başlıca sebebidir sana olan düşmanlığımın. Seni özlediğim her hâlimden belli Çarçabuk bitiyor yol Çok ucuza dermansız dertler satın almak için Kapındayım yine Armağanın, senin armağanın; dertlerim... En sinsi katili oldular hep gençliğimin Kapındayım hâlâ Uzunca bir tarihe tanıklık ettim Kararımın gelmesini beklerken Asırlık çınarlar bir bir devrildiler öte âleme Ar damarının çatlağına deva oldum, sözlerimle Uzağındayım Sağduyum kapının çok ötesine fırlattı beni Zaten beklemek belirsizliği iç daraltır Durur el edince ticari taksiler Arka koltuğuna oturdum yine hüsranlarımın Evime giden yollar hep güzel gelir bana Taksiciler selam almasını da bilirler Şaşkınım!...

Büyük Kasıt

Resim
Küçüksem de hiçe sayıldı yaşım Azar üstüne azar işitiyordum okuyamazken Şimdi okuryazarım yüzüme bakan yok. Apar topar sokaklarını daralttılar çocukluğumuzun Güzellik çoğalsın gibisinden Gazozuna maç yapamıyoruz artık. Yetişemez oldum akranlarımın cenaze definlerine Bu kadar çabuk büyümemeliydik biz Saçım uzamıyor Tırnaklarımı kesmekten usandım Nasıl gidiyorum böylesine koşaraktan ölüme Aman Allah'ım bu ne hız? Yoruldum kendimi terk etmekten Yüzer yüzer eksiliyor güzel yanlarım Toz olup selam çakıyor Elini sallayarak mazim Çözümleyemiyorum, bu ne giz? Biraz geç kalsaydınız büyümeyecektim ben Yetişkin olmayı meziyet saymayacaktım Düşüncesizce koşacaktım kırlarda Büyümek sizin olsun, Kusur kalsın Hadi sizler kirlendiniz Peki, benimle neydi zorunuz? Size sesleniyorum ey ahali! Kastınız beni öldürmekseydi şayet Sevininiz, Başardınız.

Zincir

Resim
Kelimelerden kule yapmıyorum ben Ben, eşitsizliği haykırıyorum Haykırıyorum avaz avaz açlığı, parasızlığı, yoksulluğu Yoksulluğu düşündükçe kışın ısınmayan evler geliyor aklıma Aklıma gelenlerse, başıma... Başıma ödüller koyuyor kibirli zenginler Kibirli zenginlerin yüreklerini köpeklere pay ediyorum Pay ediyorum ve beş para etmez şeyler karın doyuruyor Karın doyuruyor gözü tok evlerde çoğu kez bir kuru ekmek Kuru ekmek mutlu sofralarda; bal, börek.