Kayıtlar

Piyango

Resim
Ben vardım hep, Siz yokken de vardım Hep vardım ben Şehirler kurulmazdan önce  Telefon kulübesiydim Cep aynasıydım cam daha bulunmamışken Nedense yüzeysel yaşıyorken En anlamlı kavgalarımı bile Bilmiyorum hangi hakla Başkaldırının çocukluğuna indim En akıllısıydım delilerin, Karanlığa fener tutan bir bekçi... Tüfekçiydim yenilmezler ordusunda, Savaş meydanlarında Top atsalar yıkılmaz bir devdim Varlığım silinmek üzereyken Yoklama defterlerinden Ta ötelerden adımı tamlamaya geldi Oylumlu bir yağmur Kendim dahil Dünyalarcasına nefret ederken her şeyden, Giderayak, Hiç değilse suyu bari sevdim. Başkaca, Üstelik sarhoş bile değilken Yıldıztepe sırtlarında Neredeyse aklımı tümden yitiriyorken Az kullanılmış göğü sattılar bana Sevinçten delirdi gönlümün çilekeş mavnaları Parladı renkleri solgun elbiselerimin Taparmışçasına sözümü dinledi herkes Şuursuzca kollarımda büyüdü travmalar Fikirlerimin odaları değerleniverdi birden Artık her yerin en zengini bendim.

Az Önce

Resim
Kısmen hatırlar gibiyim Bir ara seni düşünmüyordum sanki Derin bir uykunun koynundaydım, Uyuyordum Daha az önceydi.

Lakin

Resim
Yine baş döndürücü zarafetinle, Tüm cüretkârlığınla karşımdasın... Yüzün aynı yüz, Ellerin, bildik tanıdık... Sadece dudaklarına bir parça hüzün çöreklenmiş Alnınaysa izinsiz misafirler... Boynun yine meydan okumakta zamana Bakışların, yine beni ecelsiz öldürmekteler Defalarca ölmüş olsam da sensizken; Sensizlikten... Görüyorum ki her defasında yeniden ecelimsin Karşımda o kadar tanıdık duruyorsun ki; Sesin hep aynı tını, Aynı sıcaklıkta, Bana eskiyi hatırlatmakta Sesin aynı ses... Lakin konuşan sen değilsin.

Beni Ölüme Doğru Bir Adrese Sevk Et

Resim
Beni terk ettiğin pastaneden gelip alır mısın? Tüm eski eşyaların gibi, Gün gelir Lüzumu olan bir yerde değerlendirirsin belki kalbimi Sen olmayınca asileşiyorum Uslanmayınca da devlet büyükleri Dert tarlasında acıya koşuyorlar Ciğeri beş para etmez adamlar  Ha bire arkamdan konuşuyorlar Elim işliyor, kimseye muhtaç değilim Ve uysalım da...  Ama ne zaman uygarca iki kelâm etsem Ha babam karakoldayım Kiramı aksatmadım hiç Bakkala borcum yok Vergimi ödüyorum Aksini söyleyemez kimseler Kime sorarsan sor doğru yoldayım. Beni ilk öptüğün yerde gelip vurur musun? Sen yokken yönümü şaşırdım Bulamıyorum evim nerde Kaybettim eski neşemi artık yok Bilmiyorum nereye gitti o güzelim deniz İçimi kıpırdatan masmavi gök? Bunu en iyi sen yaparsın Beni ölüme doğru bir adrese sevk et Şartlandım ölümcül bir düşüş için, Keseceğim ama bilmiyorum hangi daldayım.                                       ...

Yorumsuz

Resim
Kalantor sofralarında afiyetle yeniyor hak Halk her gün eziliyor baskı altında Emek sömürülüyor yüzyıllardır, normalmiş gibi Sokakları temizlerken bir temizlikçi Soğuktan titriyorken elleri Kısık sesle de olsa dökülüyor Dudaklarından cümleler: -Tükürülecek yüzlerce yüz varken -Yerlere tükürmek neden?

Evler

Resim
  Evler var Dışları renk renk İçlerini bilmem       Kimseciklere gitmişliğim yoktur       Evler var Seziyorum Koridorlarına mavi hapsolmuş Odalarında; Nem intizar keder Evler var, yakılası evler       Umut kalmayınca yaşamak zordur.                            

Matruşka

Resim
  En az bulut kadar güzel bir kadın, Bir gece yarısı tenha bir duraktan aldı beni, Bilinmeze doğru götürdü Bir başkası yol kenarında buldu leşimi, Bütün yaralarımı sardı, sarmaladı Geçmişin tüm izlerini süpürdü Çok zaman sonra birisi bütün yaşanmışlıklarımı unutturdu Çoğu kez mutlu bile etti hatta Diğeri artık yapmam dediklerimi yaptırdı Dahası var, hayal bile kurdurdu Sonra, hayli zaman sonra, soğuk bir kış akşamında Bambaşka bir kadınla tanıştık Uluorta öpüştük... Kimselere benzemiyordu O da apayrı bir güzellik Öylesine çok sevmiştim ki onu Her fırsatta seviştik Derken başka bir kadınla daha tanıştık çok sonraları O diğerlerinin hepsinden acımasızdı O kadar ki, veda bile etmeden ayrıldı Nasıl oldu hiçbir şey anlamadım Tek bildiğim, hepsi aynı kadındı.